01 Temmuz 2009 Çarşamba

Falso Vita vol.5

*Dışarda yenilen yemeklerden sonra içilen çaydan nefret ediyorum. Yedin yemeğini ya yeter kalk hadi.

*5 yaşındayken oyun hamuru, çamaşır suyu, zeytin yağı, su, sabun gibi birkaç şeyi karıştırarak kendimce kedi zehiri yapmıştım. Bak bak kafaya bak o zehiri mahalledeki her çocuğa satmıştım 5 bin lira karşılığında. Sonra çocuklar verdiğim şeyin kedi öldürmediğini farkettiler. Bende “Kedinin g.tüne süreceksiniz anca öyle öldürür.” dedim. Paraları geri vermem gerekmedi. Kimse kedinin g.tüne ulaşamadı.

*Yine insanlardan nefret etme durumuma dönüyorum sanırım. Erkekler; benimle aynı tür insanlarla ilgilendiğiniz için sizden nefret ediyorum, potansiyel tehlikesiniz. Kızlar; beni deli ettiğiniz için sizden nefret ediyorum. Erkek olup kız gibi olanlar; yürüyün gidin size Bülent Ersoy baksın.

*Genelde büyük kanalların Avrupa yayınlarında ya da dandik kanallar olan birşey var. Böyle salak sulak yarışmalar yapıyorlar. Mesela dört harfli bir sebze soruyor, ilk harfi vermiş mesela. Bilene beş bin euro para ödülü. Bir tane bir karış etek giymiş, Türkçe ile alasız bir kız koyuyorlar. O orda saçmalıyor. 10-15 tane gerizekalı katılıyor yarışmaya dört harfli sebze olarak ıspanak diyorlar. Ondan sonra aklı başında biri katılıyor. Yapıştırıyor cevabı. Stüdyoda artık sessizlik hakim. Gitti beş bin euro. Geçmiş olsun.

*Depremin olduğu yaz anneannemlerde kalmıştım, okullar bizim için geç açılmıştı o sene. 8 yaşındayım 9dan sürüyorum. Bir gece anneannemler mangal yaptılar. O kadar köfte niye vardı bilmiyorum ama küçücük olmama rağmen tek oturuşta 35 köfte yedim. Ve kesinlikle gerçek bu atmıyorum yani. Tösun değilim ayıyım.

*Şu Ebru Şallının programında plates yaptığı kısım çok enteresan lan. Yakıyorlar kendilerini! Evet, yanıyoruuuuuuz eveeeeet çok güzeeeeeellll acıyı hisseediiiiiiin eveeeeeeett…

*Manganın “Yalan” diye bir şarkısı vardı; Aşk biraz palavradır, birazda aşna, aşna fişnaa… Birazda yalandandır sevmek birisini ömür boyuuu… Platonik olmaaaa, yazık sanaaaa… Aşk sevmek değil yalan, yalan dolan, hepsi yalan... Aşk sevmek değil yalan yalan dolan herşey yalan yalan dolan… Herkesin kendi fikri tabi.

*Küçükken felaket bir çocuktum ben ya. Etrafımdaki 1989 doğumlu ve daha küçük olanların büyük çoğunluğunu dövmüştüm. Fırat diye bir arkadaşım var, çocuğun belini ısırmışım ya! Sokağa çıktığımda “Kaçııııın Onur geliyooooo!” diye bağıran çocukları hatırlıyorum.

*İşte bu çok garip. İlk defa arkadaşım olmayan ve burayı okuyan bir insanla tanıştım. Ben her yere tembeltosun.org yazdığım için bir kız gördü bunu sonra “Sende mi orayı okuyorsun.” dedi. Yok dedim sen karıştırdın orası benim. Sonra kız şaşırdı falan sonra bir daha konuşmadık. Yinede mutlu oldum lan.

*Böyle canım bir acayip ölüm çekiyor. Ölürsem kim ağlar çok merak ediyorum. Dost gözüken düşmanlar, düşman gözüken dostlar, kedi görünen fareler, fare gözüken sıçanlar, insan gözüken hayvanlar, hayvan gözüken insanlar, aşık gözüküp olmayanlar, aşık gözüküp olanlar, yaşlılara, gençlere, herkese... Coca Cola... Ahhhh...(*o reklamdaki içtikten sonra çıkan ses)

17 Haziran 2009 Çarşamba

Çoban Salatası

mySuperLamePic_df2a2e820c06e1bbf85643ca42a3a922 Çok karışık bir yazı olacak hissediyorum bunu. Neyse sonunda bitti ÖSS stresi. Artık rahat rahat yazı yazabilirim. Şöyle devamlı, belli aralıklarla yazılmış, yazarın üstünde stres olmadığı için güzel yazılar. Lan çok tehlikeli bişey yaptım aslında şuan. Yok, yok çok stresim var benim, öyle böyle değil. Ehliyet alamam diye nasıl stres yaptım var ya ühüüüü… Zaten hala kendimi ÖSSden çıkmış gibi hissetmiyorum. Böyle ders çalışmam lazımmış gibi geliyor. Boşluktayım şuan. Sonuçlarada bakmadım, koy g.tüne rahvan… O değilde her sene televizyonlarda “ÖSS sınavına şu kadar üniversite adayı” girdi diyorlar. O nasıl birşey lan? Bir kere Öğrenci Seçme Sınavı sınavı diye bişey olmaz. Birde ÖSSyi kazananlar üniversite mi oluyorlar anlamadım ben. Hemde öğrencilerin anlatım bozukluğuna bu kadar dikkat ettiği bir zamanda böyle hatalar yapmayın gözünüzü seveyim.

Bak şimdi biz bir tane sınava girdik, oldu bitti. Geçen gün otobüste yanıma bir çocuk oturdu. 6. sınıfa falan gidiyordu muhtemelen. Bende denemeden çıkmışım elimde kitapçık var. Çocuk sordu; –Kaç soru var? – 180 – Kaç dakika süren var? –195 –Oooow konsantrasyonun dağılıyor mu peki benim ki çok dağılıyor denemelerde. Lan oğlum manyak mısın nesin? Git bilgisayarda oyun oyna, dışarı çık oyun oyna yada ne bileyim ergenliğe falan giriyorsan tadını çıkar öğren, keşfet, izle. Konsantrasyon ne lan? Senin işin değil bunlar. Bu çocuk liseyi bitirene kadar Seviye Belirleme Sınavına giricek şimdi. Yazık, acıdım çocuğa.

Ha birde aşık oldum ben bu arada. Kişisel blog ya burası b.kunu çıkarıcam, herşeyi anlatıcam. Millet blogunda kiminle nasıl yiyişmiş onu anlatıyor be, ben bunu anlatsam n’olacak. Neyse işte aşık oldum böyle, süper bişey lan. Erkekliği falan kaybediyorsun diğer kızlara karşı. Böyle ne taş taş insanlar geçiyor önümden de birine dönüp bakmıyorum, içimden gelmiyor, hep aklımda o var falan. Bir ona bakasım var böyle gün boyuuuu oooooh. Neyse yeterince rezil oldum. Kapatıyorum bu konuyu. Ben şöyle erkeğim, böyle erkeğim diyenler var ya. Yalan söylüyorlar. Yok öyle bişey. Aralarında en erkeği bile kız/kadın “Başım ağrıyor, olmaz.” dediğinde kedi gibi dönerler, yatarlar, uyurlar. Erkeklerin sahnede oynadığı bir dünyadayız ama sufleyi kadınlar veriyor.

Bu yazıyıda burda bitiriyorum, bi b.ka benzemedi zaten. Bundan sonra düzenli bir şekilde yazarım artık. Tembel Tösun’u iyi bir yere taşımayı planlıyorum. Aah ah benim PageRank’i 5 olan blogum vardı be, şimdi kaç? 0! Aslında kolay öyle çok tıklanma almak falan. Oraya koy bir tane etek altı çekilmiş kız, yaz başlığa Liseli Çıtır Kızlar diye. Abazanlar dolsun buraya.

Hadi selametle…

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Rüyalardan rüyalara uçarım!

Aslında aklımda yazmak için daha güzel konular vardı fakat bir insanın beni tamamen unutmasından kaynaklanan duygusal çöküntü sebebiyle yazacağım yazı çok melankolik olacağı için yazmayayım dedim. Çünkü hiç sevmem öyle yazıları. Aman çok büyük dert, lan adam Afrikada yiyecek bulamıyor. Üzülürsün, böyle köşelere gider ağlarsın en fazla ne bileyim dil dökersin, yalvarırsın vs. İşte bu yüzden hem blog boş kalmasın -zaten beş haftada iki kelime yazıyorum- hem yazı melankolik olmasın diye üç beş tane rüya gördüm onları yazıcam. Enteresan bir şekilde dört günde dört kere Buseyi gördüm rüyamda, aha işte duygusal çöküntünün sebebi. Geçelim bu mevzuları kuzum konuşmak istemiyorum.Rüyaları madde madde yazıcağım şaşırma bak. Zaten dört tane yazacağım öyle çok şey bekleme.

* Eve dönmek için D-100 karayolunun karşısına geçmem gerekiyor. Adamlar o kadar köprü yapmış, benden zeka fışkırıyor ya yoldan geçmeye çalışıyorum. Tam yolun ortasında kamyon çaaaaat diye bir koyuyor bana. Kafa ayrı yerde, g.t ayrı, göbek ayrı... Sonra etraf alışılanın aksine birden pembeleşiyor. Normalde beyaz olur biliyorsundur. Neyse bana "İki gün daha dünyadasın gez dolaş bakalım insanlar üzülecek mi öldüğüne gör. Ama kimse seni göremez oğlum ruhsun sen." deniyor. Eve gidiyorum tabi hemen annem babam perişan. Ağlıyorlar. Sonra hemen okula uçuyorum. Ruh olduğum için böyle uçmalar kaçmalar normal. Erhan Hoca çıkmış "12-B sınıfından Onur'u dün kaybettik." diyor. Ordan malın teki "Kaybettiyseniz arayın bul lan." diye bağırıyor. Ulan o çocuğu dövecem okula gidince. Neyse kimse üzülmüyor okulda. Yakın arkadaşlarım bile tepkisiz, öğretmenlerim falan. "Kötü olmuş." diyorlar sadece. Bir kişi bile ağlamıyor be! Ulan allah belanızı versin. Tüüüüü... Ulan ben ölmüşüm ağlayanım yok be.

* İçimde kalmış demek ki limonata satmak. Rüyamda Buseyi ve kendimi limonata satarken gördüm. Ben "Liiiiiiimooooooonataaa" diye bağırıyorum yandan Buse "Buzzz gibi!" diyor. Güzeldi lan rüya. Bu kadar. Sana birşey ifade etmez ama...

* Bir otele gitmişiz İlkerle. Otel bir garip. Yukarda kayak yapıyorlar, aşağıda denize giriyorlar. Çok yönlü otel yani. Havuza giriyorum. Yuh be kardeşim. Yine mi Buse? Bunların odası havuza bakıyor, çıkmışlar oturmuşlar cama havuza bakıyorlar. Yanında da Elif var. Normal hayatta kankası olan bir insan kendisi. Kanka sözünden de nefret ederim ha! Neyse bunlar el sallıyorlar. Bende bana sallıyorlar zannediyorum, g.tüm kalkıyor. Meğer arkamda babaları varmış. Bu ikisi kardeşmiş aslında ama anneleri farklı. Sonra birden sahne değişiyor, Elifle Buse kavga ediyor. Biri "Babam benim annemle evlensin." diyor diğeri "Ne alaka be benim annemle evlenecek." diyor.

* Daha öncede görmüştüm benzer bir rüyayı. Lazio - Barcelona maçı. Şampiyonlar Ligi Finali. Sol kanatta 12 numaralı formamla fırtınalar estiriyorum. Messi falan Alves'e yardımcı olmak için defansta oynuyor, o derece. Ama nasıl oynuyorum. 100 kilo adam herkesi diziyor çalıma Yusuf Şimşek edasyıla. Maç bitiyor, kupayı alıyoruz falan gidip tribüne Müslüm Gürses ve Hayko Cepkin posterlerini imzalıyorum. Ne alakası varsa?

30 Nisan 2009 Perşembe

Şişkosun sen Osmaaaan!

fat_lopez İnanılmaz! Sadece üç hafta geçmiş ve şuan arasında üç hafta bulunan iki yazıdan ikincisini yazıyorum. Aslında sen okuduğunda yazı çoktan bitmiş olacak. Herşeyi kaçırdın. Nıhahahhaha! Bundan bir önceki yazıda blog ödüllerinden bahsetmiştim hatırlarsan. (Hatırlamıyorsan yada hiç okumadıysan daha önce, yukardaki Tösuna tıkla, anasayfaya çık aşağı in biraz oku!) Blog ödülleri tembeltosun.org için çok iyi geçti. Amaçladığımız ‰1 barajını geçtik.Gerçekten büyük bir başarı. Bize oy veren Osman'a, Hüsamettin'e ve Halime'ye teşekkür ederiz. Bağımsız Amele Partisi(BAP) lideri olarak ben bile bu bloga oy vermemişken 12 oy almamız gerçekten enteresan. Yok lan değil 5-6 kişiye zorla oy attırdım.

Bu hafta ki gereksiz ve bir o kadar eğitimden uzak konum yine yeryüzüne belli sayıda beyin hücresinden yoksun olarak gelmiş insanlarla, daha ziyade kızlarla ilgili. Yanlış anlaşılmasın kızlara daha salak demedim.

Neyse konumuz çok ciddi, hastalık adeta. Resimde, videoda kendini şişman görme hastalığı! Kızların korkulu rüyası. "Yaaaağğğğğ şişko çıkmışaaaaaam! Siiiiieeeeel!" Sanki o g.tün normalde küçükcükte, kamera işte naparsın! Gavur icadı kocaman yapıveriyor birden. Bu yüzden sildiriyorlar canım resimleri. Oysa ne kadar güzel çıkmışım ben o fotoğraflarda. Yok ama kameranın üstünde "75 kiloyu 60 gösterir" yazıyor ya, onlarında öyle bir beklentisi var. Kardeşim fotoğraf bu. Anı dondurur, o neysen osun. Eksiği, fazlası yok.

Birde erkeklerde yakışıklı çıkmama, komik çıkma kompleksleri var. "Çok komik lan bu foto sil bunu.", "Neden lan?", "Sil abi komik!". Ne güzel ya komik çıkmışsın. İnsanlar komik olmak için götünü yırtıyor. Yok ama iki tane kendini bi b.k sanan gerizekalı dalga geçecek diye böyle kompleksler ediniyorlar. N'olacak bir resimde dilin dışarda, gözlerin şaşı olsa? N'olacak? Yok yok ama olmaz kızlarımız Adrina Lima, erkeklerimiz Brad Pitt çıkacak illaki.

Bak yine sinirlendim!

11 Nisan 2009 Cumartesi

İşimiz yatmak, Gücümüz barnah!

tosun aday1Heralde bu "Yine araya aylar girmiş." diye başlamam gereken 5. yazı. Ama bu sefer öyle başlamadım dikkat edersen. Bu ÖSS denen illet gerçekten çok feci ya. Her geciken yazıda bunu söylüyorum ama kötü gerçekten. Şu ÖSSye gireyim çıkayım hiç aksatmayacağım yazılarımı. Gerçekten. İnan lan!

Neyse çok önemli bir konu var. Blog Ödülleri tekrar düzenleniyormuş. Şuan oy dileniyorum. Kazanamayacağım belli ama yavaş yavaş bu işler. Bugün beş oy alırsın yarın on. Böyle böyle katlanır gider bu. Gün olur ilk üçe girerim. Tembel Tösun' u çağırdıklarında miskin miskin oraya gider, ince esprimi yapar, ödülümü alır dönerim evime. Belli mi olur? İçinizden biriyim lan, bir el atın ya da oy. İşlem gayet kolay. Önce buraya gidip üye oluyorsun sonra üye bilgilerini falan hiç umursamadan direk bu adrese gidiyorsun ve sağ üst köşedeki Oy Ver' e tıklıyorsun. Bu kadar.

Sen tembelsin, çok düşünme!

16 Mart 2009 Pazartesi

Kate Beckinsale


Tösun, pası aldı. Bir çalım... Bir çalım daha! Ara pası Google'a, Google şuuuuuuut...

13 Mart 2009 Cuma

Falso Vita vol.4

*Geçen sene bizim okulda "Matematik Haftası" diye birşey düzenlendi. Bizde okulun inek takımı olarak 1. dereceden görevli seçildik. Haftanın amacı toplama işlemini 3 senede sökmüş gerizekalı, özel okulun şımarık öğrencilerine Matematik ile hayat arasında bulunan ilginç bağlantılardan bahsetmek. Neyse bana verdikleri konu "Altın Oran"dı. Bir liste asmışlar ve listede "Onur Asıliskender - Altın Oran" yazıyor. Sınıfımızın yüksek zekalı öğrencilerinden Nilay listeye baktı, bana döndü ve "Onur bu Altın kim ya? Kaçıncı sınıfa gidiyor?" dedi. İşte böyle potansiyele sahip insanlarımız var. Beyin göçleri coşacak inşallah!

*Sınıftan başladım ordan devam ediyorum. Yağmur Olgaç; süper temizlik hastası arkadaşımız. Cümle şu; "Iyyy ölmek için Boğazın kirli suyuna atlanır mı be?".

*İnsanlar garip! Bazısının sevgilisi var ve yok diyor, bazısının sevgilisi yok, var diyor. Hatta millete "Sevgiliyiz yani tabiki de sevişecez." diyorlar. Yürü! Ç.k düşkünü seni.

*Birisine "Kokuyorsun!" dediğinden karşıdaki bir garip olur, morali bozulur. Neden kötü anlamda algılanır ki? Güzel kokanlarda kokmuyor mu sonuçta? Ama her zaman olumlu düşünmekte pek iyi olmayabilir.

+Kokuyorsun!
-Sağol canım.
+Leş gibi kokuyorsun!
-Iııııı...

*Gördüğümü aynen yazıyorum. Açılan kapıdan adam kafayı uzatır;

+Abi otogardan geçer mi?
-Yok
+Nerden geçer?
-Yahya Kaptan.
+Otogardan geçen ne zaman gelir?
-Ne bileyim maymun suratlı, gelir birazdan bekle.

*Kahvehanede Türk takımlarının yabancılarla yaptığı maçları izlemek gerçekten çok eğlenceli. Evdeki maç izlemelere benzemiyor. Gol olunca toplu bir çıldırma hali. Yanımdaki adam gol attığımızda bana sarıldı, tanımam etmem adımı. Sonra gol kaçırınca "Aaaah!", onlar gol kaçırınca "Uuuuh!" gibi tepkiler yükseliyor salondan Premier Lig hesabı. Kaleci iyi kurtarış yaptığında "Helal kaleci, adam iyi ya, sağlam ya, helal lan!" benzeri cümleler kuruluyor. Ve beni en çok şaşırtan olay; maç durgun geçiyorsa ordan bir tip çıkıp "Abiler canlandıralım ortamı ya adamlar çok gevşek oynuyor. Hadi, hadi, hadi!" der. En azından bizim buralarda böyle.

*2 yaz önceydi sanırsam. Mertle siteden dışarı çıktık dolaşmak için. Atladık bisikletlere öyle dolanıyoruz Maşukiyenin içinde. Benim üstümde Galatasaray forması vardı, Mertte Beşiktaş forması giyiyordu. Öyle yolda giderken köylünün teki çıktı balkondan "Feyırpileeeeeey!" diye bağırdı. O tonlamayı, o şiveyi duyman lazımdı.

*Yine 2 yaz öncesi. Mertle limonata standı kurmaya karar verdik. Atladık bisiklete gittik marangoza dedik böyle böyle bize tahta lazım. Adama stant nedir onu anlattık. Adam durdu, düşündü biraz... "Haaa siz dolap yapcanız." dedi. Yanında bir adam vardı o anladı ne istediğimizi ama üşendi o da çekti gitti. Garipti! Şaşırdık!

*Ve geçen yaz. Yine Mert. Bu sefer kale yapmaya karar verdik. Bu sefer marangozları önceden tahlil edip en akıllısını seçtik. Gittik derdimizi anlattık. Adam tek seferde anladı. Anlaştık ama hiç fiyat konuşmadık. Yanımızda da toplasan 50 milyon var. Neyse adam kesti tahtaları, prova falan yaptık. En son dedik "Ne kadar tuttu?". Adam başladı "250... 350... 600... 1200... 1500..." demeye. Mertle bu sayıların fiyat olduğunu zannettik. Benim gözler bi açıldı. O an bizi ordan kim kurtarır onu düşündüm, Mertte süpürge falan aramış adam tüm mekanı temizletir diye. Sonra adam birden 30 milyon dedi. G.tümüzde biriken bütün adrenalin gaz oldu sıvıştı ordan. Meğer o sayılar desimetre³müş.