16 Ocak 2010 Cumartesi

Chai Tai Yeni Filmiyle Geliyor


Flaş, flaş, flaş... Oha, oha, oha... Ejder'in Sol Kulağı, Ra'nın Götü, Madalyonun 5 Yüzü, Eşek Sudan Gelinceye Kadar, Mamud ile Aşka Davet, Jale de Jale, Vaşağın Ta Kendisi, Altın Vaşak Konyada, Altın Vaşak Rigada, Altın Vaşak Linvinusda, Ya Sev Ya Portakal, Chai Tai: Yılmaz Er ve daha nice filmler... Bu filmlerin hepsi dövüş filmlerinin usta ismi yazar, yönetmen, ses operatörü, ışıkçı, figüran, şarkıcı ve aynı zamanda yapımcı olan Türk asıllı Çinli oyuncu Chai Tai tarafında yüceltilmiş eserler. Filmlerinde asla dublör kullanmadığını açıklayan oyuncu yeni filmi Ninjanın Çıbanı hakkında çok çok çok süper manyak özel açıklamalarda bulundu.
Aaaaa şey, şimdi olaya filmin hareketliliği bakımından yaklaşacak olursak gerçekten çok kaliteli bir film oldu. Film genel olarak bir banyoda geçiyor ve bir ninjanın çıbanı filmin genel konusu. Bu ninjanın birde karısı var. Şimdi bu ninjada çıban çıkınca benim oynadığım karakter Nu Ai-An kendine bu çıbanı yediremiyor. Karısı Xie Bai-An ise çok sapıkça bir davranış içerisine girerek çıbanla duygusal bağ kuruyor. Nu Ai-An çıbanı patlatmak için banyoya kapatıyor kendini, fakat Xie Bai-An çıbanın patlamasını istemediğinden yakın akrabalarını falan topluyor çataaa diye dalıyorlar banyoya. Sonrası bildiğimiz boku çıkana kadar dövüş sahnesi aslında. Nu Ai-An herkesi bir güzel pataklıyor ve en son karısı geliyor. Tabi onunla başa çıkmak kolay değil. Uzun uzun dövüştükten sonra Xie yanlışlıkla çıbana vuruyor ve çıban patlıyor. Daha sonra bir tarafta sevinç bir tarafta hüzün hakimken Nu karısının bu durumuna dayanamıyor ve alıp onu yatak odasına götürüyor. Film burada bitiyor zaten. Ayrıca filme sanatsal açıdan da bakacak olursak bu kulvarda da gerçekten büyük bir başarı elde ettik. Sanatsal filmleri bilirsiniz, gözlüklü sakallı kırık tipler bir şeyler anlarlar, biz maalesef bir şey anlayamıyoruz. İşte bu da öyle bir film. Herkese tavsiye ederim.


Özel hayatıyla ilgilide çarpıcı açıklamalar yapan Chai Tai, geçen haftalarda Adannaya Sithembil (Tıklayın...) ile görülmesiyle ilgili; "Adannaya çok güzel bir kadın, bende bunun farkındayım ama biz onunla sadece arkadaşız. Ama madem böyle haberler çıkıyor şu konuyu açıklığa kavuşturayım. Ben şuan Doña Guadalupe (Tıklayın...) ile aşık yaşıyorum. Doña gerek dış gerek iç güzelliğiyle tam olarak benim kadınım." dedi.

Ayrıca çok gizli kaynaklardan alınan son habere göre Chai Tai yeni bir albüm çalışması içindeymiş. Albüm Türkçe ve Çince şarkılar içeriyormuş ve adı da Cong Wei, Gel Beri olacakmış.

Tösun Haber
Malibu / Yunaytıd Sıteyts of Amerika

12 Ocak 2010 Salı

Boğa vs. Tösun


Yetti gari! Vallahi kendi kendimden tiksinir oldum yemin ederim ya. İnsan veya Tösun hiç mi bir konu bulupta 2 satır bir şey yazamaz be kardeşim? Yok vallahi yazamıyorum yani ve bu konuda kendime duyduğum öfke inanılmaz boyutlarda desem çok abartı olacak biliyorum ama biraz öfke var yani. Doğam gereği öfke olacak illaki adımız Tösun, burcumuz Boğa. Normal yani ben öfkelenmeyeyimde Okşanlar, Sevimler, Ahular,Banular mı öfkelensin?

Bu sefer şu burç işlerine bir el atayım dedim. El atayım derken tam olarak el atmak demiyorum. Ahmet Çakar'a bağlayayım dedim bak Ahmet Çakar'a bağladım demiyorum, bağlayayım diyorum. Neyse bağlayayım, bu yazıda kendim burcumun özelliklerine uyuyor muyum yoksa beni senelerdir Boğa burcusun diye kandırıyorlar mı? Yoksa ben aslen Kova mıyım?

Boğa'lar hedefleri doğrultusunda ilerlerken, tüm dikkatlerini toplayabilme yeteneklerinin yanında maddecilikleri ile tanınırlar. SAHİP olma onların yaşam gerçekleridir.

Bireysel ilişkiler konusunda son derece güvenilir olan Boğa'lar, insanlara yardım etmekten hoşlanırlar. Yaşamları boyunca güven ararlar ve bu yüzden kendilerini kolay kolay riske atmazlar. Amaçladıkları işler konusunda gösterdikleri sabır, bazen diğer kişileri çatlatacak boyutlarda olabilir.

Bütün bunlara rağmen çevresi tarafından aranılan, sıcakkanlı insanlardır. Sürekli somut konularla uğraşmayı severler, doğada bulunan olaylardan örneklemelerle işlerini başarılı bir şekilde yürütürler.

Bu yüzden ruhsal olarak da doyumlu kişilerdir. Olayları organize ederlerken rahatlıklarını gözetirler ve kendilerinin zevklerine uygun olmasına önem verirler. Yaşamdaki isteklerini elde ettikleri zaman, hiçbir koşul onları başka yönlere çekemez. Parayı rahata ulaşmak için bir araç olarak görürler.

10 Ocak 2010 Pazar

Facebook'u Olanlar


Arka arkaya 2. resim paylaşımım bu ama çok enteresan bir grup yahu. Böyle mükemmel bir grubunda üye sayısı 341, enteresan. Ayrıa grubu bulup benimle paylaştığı için Kronik Dalgadan Vebaya teşekkürlerimi sunuyorum.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Türker?

Oğlum Türker, o kadar güneşte kalma lan. Simsiyah olmuşsun.

24 Aralık 2009 Perşembe

..............

Yok, kardeşim ya yok ben bu işi beceremiyorum galiba. Şu konu bulma konusunda çok yeteneksizim kesinlikle. 13 gün olmuş 1 kelime yazmamışım yine. Ama bunda ille böyle orta uzunlukta yazı yazmamın da etkisi var. Mesela görüyorum bazı bloglarda sadece bir resim ve altına 2-3 satır not düşmüşler. Bende yapacağım bunu, çok güzel lan. Yoksa bende sıkılıyorum öyle hep aynı yazıyı en üstte görmekten. Bende mağdurum.

Neyse yine tarafımdan ..............(amaçsızca/güzelce/barbarca/İtalyanca) oluşturulmuş bir yazının kelimelerini okuyorsun şuan. Çok kişisel bir blogdasın ayrıca yazar adını sanını gizlemiyor, söylüyor işte ..............(Necati Özbulgurlu/Oküpay Osmanoğlu/Onur Asıliskender) diye. Bu herif ne yapar enteresan olarak?..............(Uzun eşek/Amerikan Futbolu/Seksek/Bilgisayar) oynar. Zaten dikkat ettiysen bu konu üzeride yoğunlaştı bu ara. Aslında hayatı ..............(Uzun eşekten/Amerikan Futbolunda/Seksekten/Bilgisayardan) ve İngilizceden oluşuyor denebilir bu aralar. Çünkü bu oynadığı şey yüzünden tatillerde evine gidemiyor bazen. Bak mesela şuan Christmas tatili var okulda ama eve gidemediği için bu yazıyı yazıyor. Acı bu Tösuna be.

Şimdi kendimden başkasıymış gibi bahsetmekten vazgeçiyorum. Telefonda kendi kendine konuşmak kadar saçma bir şey bu. Giriyorum konuya şimdi. Bu ..............(Pazar/Salı/Çarşamba/Cumartesi) günü ilk maçımızı oynayacaktık. ..............(Gazi/Koç/Süçü İmam) Üniversitesinin ProLig takımıyla maç yapacaktık deplasmanda. Benim ilk maçım! Spor yapanların çoğu ilk maçına çıkmıştır ama çok büyük ihtimalle ilk maç duyguları benimkinden hatta takım arkadaşlarımınkinden farklıdır. İnsan ilk maça çıkarken ne düşünür kötü olarak? Ya yenilirsek? Ya ezilirsek? vb. Fakat benim aklımda öyle sorular oluşmadı işte. ..............(Sucu çocuğum/Fullback oyuncusuyum/Ponpon kızım), oynadığım zaman kesin birine vuruyorum yada o geliyor bana vuruyor. E şimdi ProLig takımıyla oynayacağız yani adamlar benim gibi bu sporla ..............(4/3/2/1/76) ay önce tanışmamış, oynamayı, vurmayı biliyorlar. Benim aklımda tek soru vardı. Ya bacağımı elime verirlerse? İlk maçı böyle duygular uyandırıyor işte, hem iyi bir şey yapmanı istediklerinde "..............(Ağzını kır onun!/Belini kır onun!/Dizini kır otur!/Kızını dövmeyen dizini döver!/Biçer Döver!)" denen bir spordan başka ne beklenir ki?

Maçtan korktum, zaten genelde ben bir şeyi ilk defa yaparken korkarım ama çoğunda ..............(çok kötü/berbat/güzel/mükemmel/awesome) sonuçlanır (ÖSS ve LGS dahil değil) fakat maça gitmeyi de çok istemiştim açıkçası hatta o ..............(deplasman dayağını/17 bıçaklı Gillette Mach 78 Super Turbo'yu/gidip orada 1 dakika bile oynamadan dönmeyi) bile göze aldım. Geçen gün formalarımızı dağıttılar. Formamız ..............(mor/gri/pembe/yeşil). Bu sene biraz ..............(Galatasaray/Fenerbahçe/Beşiktaş/ Artvin Hopaspor) gibi takılmışız. Aslında sadece formanın üstüne bakınca fena değil hatta formaya arkadan bakınca pek hoş duruyor, bunda numaramın ..............(32/41/69/76/31) olmasınında etkisi olabilir ama pant (*şort gibi bir şey) parlak ..............(mor/gri/pembe/yeşil) olunca pek güzel olmadı işte. Çünkü formayı giyince sanki G.O.R.A dan fırlamış gibi duruyoruz, en azından bende öyle durdu. Ama güneşli havalarda bize çok fayda sağlayabilir bu forma.

Ama ne oldu? Maça gidemedik. Neden? Çünkü ..............(okuma bayramıymış/final haftasıymış/dünya aids günüymüş/kırmızı kar yağmış) ve okul bizi göndermedi. Aslında doğru bir karar gibi duruyor ama ben nedense kendimi lisede gibi hissettim.

Sonuç olarak; maça gidecektik, gidemedik. Geçen seneki gibi okulun renginde ve güzel bir forma bekliyordum ama tam olarak beğenmedim (aslında sadece pant kısmı olmamış bence) fakat yinede bizim formamızdır, gerekirse ağzımızı kıracağızdır.

Bu da böyle ..............(süper/garip/saçma/harika/cool/baştan çıkarıcı/kışkırtıcı/kazma) bir yazı oldu.

11 Aralık 2009 Cuma

Aradım, Bulamadım

Google Amca iftiharla sunar...

Üflediler döndüm şarkısını kim söylüyor


Vallahi böyle bir şarkı var mı bilmiyorum, dolayısıyla bu sorunun cevabı kesinlikle bu blogda değil. Ha böyle bir şarkı varsa söyleyeni bende merak ettim çünkü çok enteresan bir şarkı sözü. Heralde "söndüm" yazacaktın ama klavyenin azizliğine uğrandın, öyle umuyorum.

Biri beni taciz etsin

Çok enteresan bir istek. Öncelikle cahil cesaretinden dolayı seni kutlarım. Niye böyle bir istek içerisindesin anlayamadım ama yanlış yerdesin. Hani böyle bir isteğin var madem bir girdiğin sitenin adına bak. Tembel Tösun lan! Acaba tosun kısmından falan mı işkillenip daldın siteye azgın azgın? Merak ettim bak. Hay sapık seni.

Şu hayatla dalga geçmek istemişimdir hep

Ah ah kim istemedi ki lan? Herkes istiyorda işte yemiyor kardeşim öyle basit birşey değil yani. Dalga geçersin geçmesinede işte sonra kötü olabilir. Dikkat et kendine böyle boş hevesler peşinde koşma Allahını seveyim. Haydi, haydi... Gerçi şu hayatla dalga geçme olayıda tam olarak nasıl birşey ki?

Yangını var yangını var ben yanıyorum hikayesindeki kadın

Şarkı değil miydi lan o? Vallahi bu bir hikaye olsa ve hikayede kadın olsa heralde benim aklıma ilk olarak Nurhan Damcıoğlu gelirdi. O kadınında başka söylediği bir şarkı var mı acaba? Hiç duymadım lan.

Yeşim abiş

Yeşim ve abiş? İki soru sorulabilir bence. Yeşim eskidende abiş olacak potansiyele sahip miydi yoksa eskiden abiydi de adı Yeşim miydi? Böyle birşey Googleda niye aratılır ki?

4 yaş çocuğuna nasıl kilo aldırılır

İşte bu! Yıllardır bu soruyu bekledim ve sonunda geldi! Öncelikle 4 yaş çocuğu ne demektir? Çocukları kategorilere mi ayırıyoruz? 4 yaş çocuğu,7 yaş çocuğu, çiçekli böcekli çocuğu... Bir sonra ki örnek çok belirgin bence şuan. Ayrıca, kardeşim manyak mısın lan? Piskopat! Ne istiyosun 4 yaşındaki çocuktan ha? Bırak ince ince dolaşsın ortalıkta, ilerde de ince kalır belki rahat rahat. Noldu? Çocuğun ince diye, çelimsiz diye, diğerleri onu itip kakıyor diye mi kilo aldırıyorsun çocuğa? Oldu olacak ağırlık falanda çalıştır çocuğa? Ama şu kadar arama arasında en iyi adres tutturan sensin. Bak şimdi, çocuğa ekmeği bol gömüyorsun. Böyle yemek yemeyen veletler köfte sever genelde. Ekmek arası köfte yallah. Bazısı makarna, pilav sever. O daha güzel, pilavla ekmek. Of çocuk 2 aya kalmaz tosuncuk olur. Yatmadan önce bir paket Snickers ver tamamdır.

Osman'a dayak atma tarifi

Önce Osman bir köşeye kıstırılır. Önce sözlü uyarılarla adrenalin seviyesi üst seviyelere çıkarılır. Mesela; "Sen benim hakkımda "Şerefsizin tekidir, ağzını burnunu kırıcam." demişsin" denebilir. Fakat burda çok fazla ileri gidersen Osmanda azan adrenalin gereğinden fazla salgılanırsa normalde yapamayacağı şeyler yapabilir, normalde uygulayamacağı kuvvetler uygulayabilir, normalde çıkaramayacağı sesler çıkarabilir. Burada ufak bir dikkat. Lütfen! Neyse sözlü uyarıdan sonra eller Osmanın yakasına götürülür. Gözlerinin içine sert sert "Birazdan ağzını burnunu kırıcam." edasıyla bakılır. Ve son öldürücü darbe, Osman'a aynen şöyle denir; Çıkar lan gözlüğünü! Bu; şimdi kafayı burnunla gözlerin arasında bir noktaya indireceğim anlamına gelir. Yani gözlüğü çıkarda sonra darbeden cam kırılıp gözüne mözüne girmesin, bak dövüyorum ama senide düşünmüyor değilim kıymet bil. Son olarak Osmanın yanına yeşillik falan koyulup, tabak süslenir. Afiyet olsun.

08 Aralık 2009 Salı

Falso Vita vol.6

*İzmitten Ankaraya dönerken, otobüsteki kızına el sallayan adamın gözünün içine bakabaka el salladım, adam şaşırdı kaldı. Ne olduğunu anlayamadı.

*Hay kurban olduğum Allahım nasıl böyle bir üniversite kurulmasına izin verdin yarabbim? Bilkentte, salya akıtarak baktığımız X5ler diğerlerinin yanında sıradan bir araba gibi duruyor yahu. Vay anasını.

*Birgün enteresan birşey yapacağım. Sokağa çıkacağım, her gözgöze geldiğim kişiye "Merhaba" veya "Naber?" diyeceğim. Bakalım ne olacak. Çok acayip tepkiler alır mıyım diye düşünüyorum.

*Bilkentte acayip bir taksi sistemi var. Taksiler çok hızlı. Her yerde buton var zaten taksi çağımak için. Böyle basıyorsun butona, gözünü düğmeden yola çevirene kadar bir taksi duruyor önünde.

*Kızlar! Şu erkeklere nasıl aşık oluyorsunuz bir türlü anlayamıyorum.

*Sayısalda 5 bildim sandım meğer önce ki haftanın sayısalına bakmışım. Aslında 1 bilmişim. Koskoca kuponda sadece 1 sayı tutmuş ya. İnanılacak şey değil.

*Aynaya baktım. Küpemi sağ tarafta gördüm, aniden korktum ve şaşırdım. Sonra şaşırdığım için şaşırdım. Sonra bir daha ona şaşırdım. Şaşırmalar böyle sürüp gitti.

*Televizyondan maç izleyen topluluklarda güzel hareketlere, yerinde müdahalelere alkışla tepki verilir genelde, bunu çoğu kişi görmüştür hatta bizzat kendileride alkışlamış olabilirler. Ama kardeşim televizyon izlerken 3'lü çektirmek nedir, 3'lü çekmek nedir Allah aşkına?

*Bilgisayar ekranına bakıyordum. Birden moralim bozuldu. Anlayamadım. Durup dururken, hiç birşey olmamışken insanın morali nasıl bozulur lan. Ama sıradan bir moral bozulması gibi de değil. Ağlayacak kadar oldum. Çok kötüydü. Anneeeeeee...

*Ülkemizdeki magazin programları çok ilginç. Zaten herkes herkese gerizekalı muamelesi yaptıklarını biliyor. Hani yakaladıkları haberlerde ünlüleri çemberi içine alarak "Ahanda bu!" diye üstüne okları gösteriyorlar. Ama bir şey daha var. Bir haberin girişinde bildiğin emir vererek seyirciyi yönlediriyorlar. Bu sahneleri görünce kanınınız donacak yada Bu sözleri duyunca gülmekten kırılacaksınız. Tamam sahip! Emredersin sahip! Sağolun be sizde söylemeseniz ekrana boş boş bakıp "N'apsak şimdi?" diye düşüneceğiz. Teşekkürler.

*2 haftadır boğazımda birşey vardı. Birşey takılmış gibiydi. Bugün çıktı kendi kendine. Gerçi sen okuduğunda o gün bugün olmayacak ama neyse çıktı sonuçta. Boğazıma takılan şey bir çimenmiş. Bildiğin ot aslında. Antrenman sırasında biri beni çime gömmüştü, taminimce o ara yuttum. Yoksa günlük hayatımda çimen yiyen bir insan değilim. Ama küçükken toprak yiyordum bak, tadıda süper geliyordu.

*İşerken ıslık çalamıyorum. Genelde tek başımayken çok ses çıkarmadan ıslık çalarım fakat ıslık çalarken tuvalete gittiysem eğer tam işlemi gerçekleştirme sırasında ıslık kesiliyor. Çalmaya çalışınca beceremiyorum. Neyse ki yürürken sakız çiğneyebiliyorum. Çok şükür!

*Bu ara izlediğim bir dizi var sadece, Ezel. Özellikle Dayı karakterinin hastasıyım, süper bir adam. Neyse, yurtta ikamet ettiğim için her yurt öğrencisi gibi televizyon izlemek için televizyon odasına gidiyorum. Orada kişi sayısı Cem Yılmaz'ın anlattığı televiyon macerasındaki kadar çok değil ama içerik benzer. Erkek yurdu tabi küfür illaki olur konuşmalarda ama en son gittiğimde bir çocuk vardı ki sadece küfürle anlaşıyordu diğer insanlarla yahu. Adam reklama bile küfür ediyordu.

- Yav geçen Memetlere gittik a.. k... adam bizi sallamadı at y..... onun ben ta a... k.... ya a.... k...... y......! S....cem ağzını yüzünü. A... k.... şu reklama bak lan g...... gibi çekmişler ama kadın felaket ben onun a.... k.... Lan a.... k... İsmeti gel la buraya a..... k..... dizisi var gel s......me adamı! G...üne k.....
Related Posts with Thumbnails