18 Mayıs 2009 Pazartesi

Rüyalardan rüyalara uçarım!

Aslında aklımda yazmak için daha güzel konular vardı fakat bir insanın beni tamamen unutmasından kaynaklanan duygusal çöküntü sebebiyle yazacağım yazı çok melankolik olacağı için yazmayayım dedim. Çünkü hiç sevmem öyle yazıları. Aman çok büyük dert, lan adam Afrikada yiyecek bulamıyor. Üzülürsün, böyle köşelere gider ağlarsın en fazla ne bileyim dil dökersin, yalvarırsın vs. İşte bu yüzden hem blog boş kalmasın -zaten beş haftada iki kelime yazıyorum- hem yazı melankolik olmasın diye üç beş tane rüya gördüm onları yazıcam. Enteresan bir şekilde dört günde dört kere Buseyi gördüm rüyamda, aha işte duygusal çöküntünün sebebi. Geçelim bu mevzuları kuzum konuşmak istemiyorum.Rüyaları madde madde yazıcağım şaşırma bak. Zaten dört tane yazacağım öyle çok şey bekleme.

* Eve dönmek için D-100 karayolunun karşısına geçmem gerekiyor. Adamlar o kadar köprü yapmış, benden zeka fışkırıyor ya yoldan geçmeye çalışıyorum. Tam yolun ortasında kamyon çaaaaat diye bir koyuyor bana. Kafa ayrı yerde, g.t ayrı, göbek ayrı... Sonra etraf alışılanın aksine birden pembeleşiyor. Normalde beyaz olur biliyorsundur. Neyse bana "İki gün daha dünyadasın gez dolaş bakalım insanlar üzülecek mi öldüğüne gör. Ama kimse seni göremez oğlum ruhsun sen." deniyor. Eve gidiyorum tabi hemen annem babam perişan. Ağlıyorlar. Sonra hemen okula uçuyorum. Ruh olduğum için böyle uçmalar kaçmalar normal. Erhan Hoca çıkmış "12-B sınıfından Onur'u dün kaybettik." diyor. Ordan malın teki "Kaybettiyseniz arayın bul lan." diye bağırıyor. Ulan o çocuğu dövecem okula gidince. Neyse kimse üzülmüyor okulda. Yakın arkadaşlarım bile tepkisiz, öğretmenlerim falan. "Kötü olmuş." diyorlar sadece. Bir kişi bile ağlamıyor be! Ulan allah belanızı versin. Tüüüüü... Ulan ben ölmüşüm ağlayanım yok be.

* İçimde kalmış demek ki limonata satmak. Rüyamda Buseyi ve kendimi limonata satarken gördüm. Ben "Liiiiiiimooooooonataaa" diye bağırıyorum yandan Buse "Buzzz gibi!" diyor. Güzeldi lan rüya. Bu kadar. Sana birşey ifade etmez ama...

* Bir otele gitmişiz İlkerle. Otel bir garip. Yukarda kayak yapıyorlar, aşağıda denize giriyorlar. Çok yönlü otel yani. Havuza giriyorum. Yuh be kardeşim. Yine mi Buse? Bunların odası havuza bakıyor, çıkmışlar oturmuşlar cama havuza bakıyorlar. Yanında da Elif var. Normal hayatta kankası olan bir insan kendisi. Kanka sözünden de nefret ederim ha! Neyse bunlar el sallıyorlar. Bende bana sallıyorlar zannediyorum, g.tüm kalkıyor. Meğer arkamda babaları varmış. Bu ikisi kardeşmiş aslında ama anneleri farklı. Sonra birden sahne değişiyor, Elifle Buse kavga ediyor. Biri "Babam benim annemle evlensin." diyor diğeri "Ne alaka be benim annemle evlenecek." diyor.

* Daha öncede görmüştüm benzer bir rüyayı. Lazio - Barcelona maçı. Şampiyonlar Ligi Finali. Sol kanatta 12 numaralı formamla fırtınalar estiriyorum. Messi falan Alves'e yardımcı olmak için defansta oynuyor, o derece. Ama nasıl oynuyorum. 100 kilo adam herkesi diziyor çalıma Yusuf Şimşek edasyıla. Maç bitiyor, kupayı alıyoruz falan gidip tribüne Müslüm Gürses ve Hayko Cepkin posterlerini imzalıyorum. Ne alakası varsa?

4 yorum:

Mert Tösun dedi ki...

O kamyon çok hızlıydı heralde yoksa o g*tle baş birbirinden kolay kolay kopmaz :D

Tembel Tösun dedi ki...

Sorma sorma...

Emrullah dedi ki...

Ehuehehe yazı süper olmuş yaw. Artık nası yaratıcı bi insansansan, hayal gücün ne kadar genişse; bu rüyaları görüyosun maşallah film gibi. Devamını bekliyorum(z). Bu arada son dakka dikkatimi çekti montaj da cuk olmuş.

Tembel Tösun dedi ki...

Sağolasın Emrullah! Çok rüya görüyorum ya çoğuda aklımda kalıyor. Arada yazacağım buraya. Bekle yani. :D

Yorum Gönder

Si prega di notare: Anonim yorum yapıyorsunuz, kim olduğunuz anlaşılmıyor. Allah aşkına yapmayın. :) Yorumlama biçiminin yanındaki kutucuktan Adı/URLyi seçin URL yazmasanızda olur. Teşekkür ediyorum, saygılarımı gönderiyorum.

Related Posts with Thumbnails